İcabet saati nedir ? | duaların kabul olduğu vakit

icabet saati

Cuma günü içinde duaların kesin kabul olduğu bir vakit var deniliyor. Bu doğru mudur? Varsa ne zamandır?

Cuma gününde, duaların kesinlikle kabul olunduğu bir vakit gizlidir

Hz. Ebu Hureyre (ra): “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm cum’a gününden bahis açıp dedi ki: “Onda bir saat vardır; müslüman bir kul namaz kılar olduğu halde, o saate erse, Allah’tan her ne istemişse onu Allah (cc)kendisine mutlaka verir.” Bunu söylerken (Resulullah) eliyle o vaktin azlığını işaretliyordu.”(Buhari, Müslim, Nesai)

“Saat-i icabe bana unutturuldu”

Ebu Hureyre (ra) demiştir ki: “Saat-i icabenin hangi saatte olduğunu Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’den (asm) sorduk. Bize:
“Bu saati ben biliyordum. Lakin sonradan Leyle-i Kadir bana unutturulduğu gibi bu da bana unutturuldu.” buyurdu.”
(Tecrit Tercümesi)

Bu vakit bir rivayette şöyledir:

Ebu Bürde, babası Ebu Musa el-Eş’ari’den (ra) naklediyor: “Resûlullah’ın (asm): “Cum’adaki icabet saati imamın minbere oturduğu anla, namazdan çıkması anına kadar geçen vakittir” dediğini işittim.”(Müslim, Ebu Davud)

Başka bir rivayette ise;

Cumadaki duaların kabul olma saati, Kadir Gecesi, yapılan iyiliklere en az 10 katı verilerek 700 ve katlarıyla sevap verilmesi Allah’ın biz Müslüman kullarına verdiği sayısız imkân ve fırsatlardan bazılarıdır. Bu vakit hutbeye başlama vaktiyle namazın bitimi arasında olabileceği gibi kametle namaz bitimi arasında veya o gün batıncaya kadarki zaman diliminde olduğu da söylenmiştir.(Riyazu’s-Salihin)

Cuma günündeki bu saatin gizli kalışının hikmetlerinden biri;

Cuma gününün diğer saatlerini de kıymetten düşürmemek ve her saatine aynı ehemmiyeti vererek geçirmek içindir.
İcabet saatinin gizli kalmasının hikmetlerinden birini Bediüzzaman Hazretleri şöyle açıklıyor: “İnsanlarda veli, cumada dakika-i icabe, Ramazan’da Leyle-i Kadir, Esma-i Hüsna’da İsm-i Azam, ömürde ecel meçhul kaldıkça, sair efrad dahi kıymettar kalır, ehemmiyet verilir.” (Mektubat, 464) 

 

Cuma günü içinde “saatü’l-icâbe” adı verilen bir an vardır ki, o anda müslüman bir kul Allah’tan bir şey dilese muhakkak Allah o dileğini verir. Buharî ve Müslim’in Sahih irinde Ebu Hureyre’den (r.a.) nakledilen bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.) “Cuma günü içinde öyle bir vakit vardır ki, müslüman bir kul namaz kıldığı halde o vakte rastlar da Allah’tan bir şey dilerse muhakkak Allah onun dileğini yerine getirir.” buyururlar. Bu sözleri söylerken de eliyle bu vaktin çok kısa olduğuna işaret ediyor­du.[937]

Müsned’de, Ebu Lübâbe b. Abdiîmünzir yoluyla Hz. Peygamber’in (s.a.) şöyle buyurdukları naklediliyor: “Cuma günü, günlerin efendisi ve Allah katında en büyük bir gündür. Allah katında bu gün, hem Kurban, hem de Ramazan bayramı günlerinden daha büyük bir gündür. Onda beş üstün özellik vardır:

1)  Allah, Âdem’i o gün yarattı.

2)  Âdem’i o gün yeryüzüne indirdi.

3)  Allah, Âdem’in o gün canım aldı.

4) O günde öyle bir an vardır ki, o anda kul -haram dışında- Allah’tan ne isterse Allah, onun isteğini muhakkak yerine getirir.

5)  Kıyamet o gün kopacaktır; bu yüzden mukarreb melek, gök, yer, rüzgâr, dağ, ağaç ne varsa hepsi cuma gününden korku duyar.”[938]

Âlimler bu saat hakkında görüş ayrılığına düşmüşler, kaldırıldığı ya­hut devam ettiği konusunda iki ayrı görüş ileri sürmüşlerdir. “Kaldırılma­mıştır, halen devam ediyor” diyenler de “Günün belli bir vaktinde midir, yoksa belli değil midir?’* sorusuna birbirine zıt iki cevap vermişlerdir. Belli olmadığını söyleyenler de bu sefer “Günün saatleri içinde oynar mı, oyna­maz mı?” sorusuna da yine iki farklı cevap sunmuşlardır. Belli olduğunu söyleyenler ise 11 değişik görüş ileri sürmüşlerdir:

1)  İbnü’l-Münzir der ki: Bize nakledildiğine göre Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: Tanyeri ağardıktan güneş doğuncaya ve ikindi namazından güneş batıncaya kadar.

2)  Zeval vaktinde. İbnü’l-Münzir, bu görüşü Hasan el-Basrî ve Ebu1!-Âliye’nin görüşü olarak vermiştir.

3)  Müezzin cuma namazı ezanım okuduğunda. İbnü’l-Münzir, bu gö­rüş bize Hz. Âişe’den (r.anha) nakledilmiştir, diyor.

4)  İmam minberde hutbe okurken oturup (namazdan) ayrılıncaya ka­dar, İbnü’l-Münzir, bu görüş Hasan el-Basrî’den nakledilmiştir diyor.

5)  Ebu Bürde’nin görüşü: Allah’ın namaz için tercih ettiği saat.

6)  Ebu’s-Sevvâr el-Adevî’nin (V.101/719) görüşü: Diyor ki: Güneşin zevalinden itibaren namaz vakti girinceye kadar bu arada dua kabul olu­nur, derlerdi

7)  Ebu Zerr’in görüşü: Güneşin bir karış yükselmesinden itibaren baş­layıp bir kulaç yükselinceye kadar devam eden müddet.

8)   İkindi namazı ile güneşin batımı arasındaki müddet. Bu görüşte olanlar: Ebu Hureyre, Atâ, Abdullah b. Selâm, Tavus. Buraya kadar olan bütün bu görüşleri İbnü’l-Münzir nakletmiştir.

9)  İkindi (namazından) sonraki en son saat. Bu görüş İmam Ahmed ile sahabe ve tabiînin cumhurunun görüşüdür.

10)  İmamın minbere çıkmasından namazı bitirinceye kadar geçen müd­det. Nevevî ve diğer bazı âlimler nakletmişlerdir.

11)  Gündüzün üçüncü saati. el-Muğnî sahibi (ibn Kudâme) adı geçen eserinde nakletmiştir. Kâ’b der ki: “Bir insan, cuma günlerim zaman di­limlerine ayırsa, o saati yakalar.” [939]Hz. Ömer de: “Bir günde bir ihti­yaç talebi pek kolaydır.” demiştir.

Bütün bu= görüşlerin en ağır basanları, sabit hadislerin de ihtiva ettiği iki görüştür; herbiri diğerinden daha ağırlıklıdır:

Birincisi: İmamın iki hutbe arasında oturmasından namaz bitinceye kadar geçen müddet. Bu görüşün delili, Müslim’in Sahih’inde Ebu Musa el-Eş’arî’nin oğlu Ebu Bürde’den naklettiği şu hadistir: İbn Ömer, Ebu Bürde’ye soruyor: “Cuma saati hakkında baban, Hz. Peygamber’den (s.a.) nakille sana bir şey söyledi mi?” “Evet, diyor Ebu Bürde. Allah Rasûlü’-nden (s.a.) işittiği şu hadisi anlatırken babamın ağzından duydum: O saat, imamın hutbede oturmasından namaz kıiıncaya kadar geçen müddettir,”[940]

İbn Mâce ve Tirmizî, Amr b. Avf el-Müzenî’den Hz. Peygamber’in (s.a.) şöyle buyurduklarım rivayet ederler: “Cuma gününde bir saat vardır ki, o saatta kul Allah’tan ne dilerse muhakkak Allah ona dilediğini verir.” Sordular: “Ey Allah’ın Elçisi! Hangi saattir, o?” Cevap verdi: “Cuma namazının kılınmaya başlamasından itibaren namazdan çıkıncaya kadar geçen süredir.”[941]

İkincisi: İkindiden sonra. İki görüşün en ağır basanı da budur. Abdul­lah b. Selâm, Ebu Hureyre, İmam Ahmed ve daha pek çok kimse bu gö­rüştedir. Bu görüşün delili; İmam Ahmed, Müsned’inde Ebu Saîd (el-Hudrî) ve Ebu Hureyre’den naklen Hz. Peygamber’in (s.a.) şöyle buyurduklarını rivayet eder: “Cuma günü öyle bir saat vardır ki, müslüman bir kul Al­lah’tan bir hayır dilemeyi o saate rastgetirirse mutlaka Allah, onun dileğini yerine getirir. O saat, ikindiden sonradır.” [942]

Ebu Davud ve Nesâî, Câbir’den naklen Hz. Peygamber’in (s.a.) şöyle buyurduklarını rivayet ederler: “Cuma günü, on iki saattir. O günde bir saat vardır ki, o saatte bir müslüman Allah’tan bir şey dilerse muhakkak Allah, onun dileğini yerine getirir. O saati, ikindiden sonraki en son saatte arayınız. “[943]

Saîd b. Mansûr, Sünen’indc Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan nakle­der ki; Hz. Peygamber’in (s.a.) ashabından bazı zatlar bir araya gelip cu­ma günü içindeki “saati” görüştüler. Dağıldıklarında bu saatin, cuma gü­nünün en son saati olduğunda aralarında bir görüş ayrılığı yoktu.

İbn Mâce’nin Sünen’inde Abdullah b. Selâm’ın şöyle dediği nakledili­yor: Allah Rasûlü’nün (s.a.) hazır bulunduğu bir toplantıda şunları söyle­dim: “Biz, gerçekten Allah’ın Kitabında (yani Tevrat’ta), cuma günü öyle bir saat vardır ki, o saate mü’min bir kul namaz kılarken rastgelir ve Al­lah’tan (c.c.) bir şey dilerse, Allah mutlaka onun arzusunu yerine getirir, diye bir hüküm buluyoruz.” Abdullah diyor ki: Allah Rasûlü (s.a.) “yahut bir saatin bir parçası” diye bana işarette bulundu. Ben de: “Doğru söyle­din, ey Allah’ın elçisi! Yahut bir saatin bir parçası” dedim. “O, hangi saattir?” diye sordum. “Gündüz saatlerinin en sonuncusudur” cevabını verdi. “Ama o saat, namaz saati değil ki” dedim. “Evet, öyle. Mü’min kul, namazını kılar, sonra bir yere oturur ve oturmasına sebep de yalnız namazsa o kul, namazdadır.” buyurdular.[944]

İmam Ahmed’in Mtisned’inde Ebu Hureyre’den yapılan bir rivayete göre Hz. Peygamber’e (s.a.) sordular: “Niçin bu güne cuma adı verildi?” Efendimiz (s.a.) buyurdular: “Çünkü o günde baban Âdem’in çamuruna şekil verildi. Bütün canlılar toptan o gün ölecektir. Yeniden diriliş o gün­dür. Allah’ın yakalaması o gündür. O günün sonunda üç saat vardır ki, bunlardan birinde Allah’a dua edenin duası kabul olunur.”[945]

Ebu Davud, Tirmizî ve Nesâî Sünelerinde Ebu Seleme b. Abdurrah-man yoluyla Ebu Hureyre’den naklen Hz. Peygamber’in (s.a.) şöyle bu­yurduğunu naklederler: “Üzerine güneş doğan günlerin en hayırlısı cuma günüdür. Âdem o gün yaratılmış, o gün (yeryüzüne) indirilmiş, o gün tev-besi kabul edilmiş ve o gün vefat etmiştir. Kıyamet o gün kopacaktır. Cin­ler ve insanlar dışında bütün yaratıklar mutlak cuma günü tanyeri ağardık-tan gün doğuncaya kadar, kıyamet belki bu gün kopar korkusuyla kulak kabartırlar. O gün içinde öyle bir saat vardır ki, müslüman bir kul namaz kıldığı halde o saate rastlar da Allah’tan bir istekte bulunursa muhakkak Allah onun arzusunu yerine getirir.” …. Kâ’b (el-Ahbâr): “Bu, her senede bir gündür.” dedi. Bunun üzerine ben (Ebu Hureyre): “Hayır, her cuma­dadır.” dedim. Kâ’b gitti. Tevrat’ı okudu ve: “Allah Rasûlü (s.a.) doğru söyledi” dedi… Ebu Hureyre der ki: Sonra Abdullah b. Selâm’la karşılaş­tım. Ona, Kâ’b’la yaptığım görüşmeyi anlattım. İbn Selâm: “O saatin hangi saat olduğunu biliyorum” dedi. “Öyleyse bana haber ver” dedim. “Cuma günü içindeki en son saattir.” dedi. “Nasıl olur? Hz. Peygamber (s.a.): Müslüman bir kul namaz kıldığı halde ona rastlarsa… buyurdular; bu (en son) saatte ise namaz kılınmaz?” diye itiraz ettim. İbn Selâm: “Hz. Pey­gamber (s.a.): Namaz kılmak için bir yere oturup bekleyen kişi, namaz kıhncaya kadar namazdadır, buyurmadilar mı?” diye karşıladı. “Evet, öyle” dedim.  “İşte bu da böyledir.” cevabını verdi.[946]

Tirmizî der ki: Bu hadis, hasen-sahihtir. Bir kısmı Sahihayn’da rivayet edilmiştir.

İcabet saati, imamın hutbeye başlamasından, namazı bitirinceye kadar geçen süredir diyenler, Müslim’in Sahih’inde Ebu Musa el-Eş’arî’nin oğlu Ebu Bürde’den rivayet ettiği şu hadisi delil olarak ileri sürerler: Ebu Bürde diyor ki: Abdullah b. Ömer bana sordu: “Cuma saati hakkında baban, Hz. Peygamber’den (s.a.) nakille sana birşey söyledi mi?” Ben de cevap verdim: “Evet, Allah Rasûlü’nden (s.a.) işittiği şu hadisi anlatırken baba­mın ağzından duydum: O saat, imamın hutbede oturmasından namazı kıl-dırıncaya kadar geçen süredir.”[947]

Namaz saatidir diyenler ise Tirmizî ve İbn Mâce’nin Amr b. Avf el-Müzenî’den naklettikleri hadisi delil gösterirler. Amr diyor ki; Hz. Pey­gamber’in (s.a.) şöyle buyurduklarını işittim: “Cuma gününde bir saat vardır ki, o saatta kul Allah’tan ne dilerse muhakkak Allah ona dilediğini verir.” Sordular: “Ey Allah’ın Elçisi! Hangi saattir o?” Cevap verdiler: “Cuma namazının kılınmaya başlanmasından itibaren namazdan çıkıncaya kadar geçen süredir.”[948] Ancak bu hadis zayıftır.

Ebu Ömer İbn Abdilber (v.463/1070) diyor ki: Bildiğim kadarıyla bu hadisi yalnızca Kesîr b. Abdullah b. Amr b. Avf, babası yoluyla dedesinden nakletmiştir. Kesîr ise rivayet ettiği hadis delil olacak bir kimse değil­dir.

Oysa, Ravh b. Ubâde (V.205/820), Avf-Muâviye b. Kurre – Ebu Bür-de senediyle nakleder ki: Ebu Musa (el-Eş’arî), Abdullah b. Ömer’e: “İca­bet saati, imamın hutbeye çıkmasından namazın kılınmasına kadar geçen süredir.” demiş ve buna karşılık İbn Ömer, ona: “Allah, seni isabet ettirdi” demiştir.

Abdurrahman b. Huceyre’nin (V.83/702) rivayetine göre Ebu Zer’e, karısı, cuma günü mü’min kulun duasının kabul olunduğu saati sordu. Ebu Zer, karısına: “Güneşin çok az yükselmesiyle birliktedir. Ondan son­ra bana soru sorarsan, sen boşsun” dedi.

Bu görüşü (yani imanı hutbeye çıkıp namaz bitinceye kadar geçen za­man olduğunu) savunanlar bir de Ebu Hureyre hadisinde geçen “namaz kıldığı halde…” sözünü delil olarak ileri sürmüşlerdir. Çünkü ikindi na­mazından sonraki vakitte namaz kılınmaz. Hadisin zahir (açık) ifadesini kabul evlâdır. Ebu Ömer (İbn Abdilber) diyor ki: Bu görüşü savunanlar, ayrıca Hz. Ali’nin Hz. Peygamber’den (s.a.) rivayet ettiği şu hadisi delil getirirler: “Güneş zevalden kayıp gölgeler doğuya yönelince ve ruhlar ra­hatlayınca Allah’a dileklerinizi arzediniz. Çünkü o saat tevbekârlarm saati­dir.” Sonra Hz. Peygamber (s.a.): “O, şüphesiz tevbe edenleri bağışlayıcı­dır.”‘[949]’ âyetini okudu.'[950]»

Saîd b. Cübeyr, İbn Abbas’m (r.anhüma) şöyle dediğini rivayet eder: “Cuma günü adı geçen saat, ikindi namazı ile güneşin batması arasında geçen süredir.” Saîd b. Cübeyr, ikindi namazını kılınca güneş batıncaya kadar hiç kimse ile konuşmazdı. Selefin çoğunluğunun görüşü budur; ha­dislerin de ekseri bunu göstermektedir. Bunu, icabet saati namaz saatidir, görüşü takip eder. Geri kalan görüşlerin delilleri yoktur.

Bence, namaz saati de icabet umudu bulunan bir saattir. O halde her ikisi birden (yani hem namaz saati, hem ikindiden sonraki süre) icabet saatidir. Her ne kadar hususî saat ikindiden sonraki en son saat olsa da… Bu en son saati günün belli bir saatidir, ne öne geçer ne geri kalır. Namaz saati ise önce geçse de, geri kalsa da her halükârda namaza bağlıdır. Çün­kü müslümanların bir araya gelip namaz kılmalarının, niyazlarının Allah’a (c.c.) yalvarıp yakarmalarının, duaların kabulünde tesiri vardır. Öyleyse müslümanların bir araya geldikleri saat, duaların kabulü umulan bir saat­tir. Bütün hadisler bunda ittifak eder. Hz. Peygamber (s.a.) ümmetini bu iki saatte Allah’a (c.c.) yalvarıp yakarmaya, dua etmeye teşvik etmiş olur.

Bu meseleye örnek olarak şu hadisi gösterebiliriz: Takva üzere kuru­lan mescidin hangi mescid olduğu sorulduğunda Hz. Peygamber (s.a.): “O, sizin şu mescidinizdir.” buyurup eliyle Medine mescidine işaret etmiştir.[951] Bu durum âyetin, kendisi hakkında indiği Kubâ mescidinin takva üzere kurulmuş olmasına aykırı düşmez. Aksine her ikisi de takva üzere kurul­muştur.

Aynı şekilde, cuma içindeki saat hakkında Hz. Peygamber’in (s.a.) “Cuma namazının kılınmaya başlanmasından itibaren namazdan çıkıncaya kadar geçen süredir” buyurmasıyla diğer hadiste geçen “Onu ikindiden sonraki en son saatte arayınız” buyurması arasında bir çelişki yoktur.

İsimlerde buna benzer bir durum da Hz. Peygamber’in (s.a.) şu hadis-i şerifleridir: Allah Rasûlü (s.a.), ashabına şu soruyu yöneltir: “Siz aranız­da rakûb (çocuk isteyen) diye kime dersiniz?” Cevap verdiler: “Çocuğu doğmayana!” Bunun üzerine Efendimiz (s.a.) buyururlar: “Rakûb, çocuk­larından hiçbirini kendinden önce (ahirete) göndermeyendir.”[952]

Hz. Peygamber (s.a.), rakûb’un böyle bir durum içinde bulunan kim­se olduğunu haber verdi. Çünkü o kimse, “kendinden önce ahirete çocukla­rından birini gönderen kimseye verilen sevabı elde edememiştir. Bu da ço­cuğu doğmayana rakûb denmesine aykırı düşmez.

Diğer bir örneği; Hz. Peygamber (s.a.) ashabına şu soruyu sorar: “Sizler aranızda müflis (iflas etmiş) diye kime dersiniz?” Karşılık verirler: “Para­sı, malı olmayana!” Hz. Peygamber (s.a.) “Kıyamet günü dağlar gibi se-vablarla gelen, ama şunu tokatlamış bunu dövmüş, ötekinin kanını dök­müş bir halde gelen bu yüzden de tokatlanan, dövülen… kimseler tarafın­dan sevabından alınan kimse, işte iflas eden odur.”[953]

Bir başka örnek: Hz. Peygamber (s.a.) buyururlar ki: “Yoksul; etraf­ta dolaşan ve bir iki lokma, bir iki hurma ile çevirilebilen kişi değildir. Asıl yoksul insanlardan istemeyen, farkına varılmadığı için de kendisine sadaka verilemeyen kimsedir. “[954]

İkindiden sonraki en son saat olan bu saat bütün din sâliklerince ta­zim edilmektedir. Ehl-i Kitab’a göre de bu saat icabet saatidir. Bu mesele değiştirmede, tahrifte bir garazkârlıklarının bulunabileceği şeylerden değil­dir. Onların iman edenleri de bunu itiraf etmiştir.

Gün içinde oynadığım kabullenenlerin görüşüne gelince: Bunlar, bu görüşü ileri sürmekle, Kadir gecesi konusunda söylenen şeyleri burada da tekrarlayarak hadisler arasını uzlaştırmayı düşünmüş olmalıdırlar. Ama bu görüş güçlü değildir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.) Kadir gecesi hakkında: “Siz onu ya Ramazan’dan beş gece kala yahut yedi gece kala, yahut da dokuz gece kala arayımz.”[955] buyurmuşlardır. Fakat cuma saati hakkın­da böyle bir hadis gelmemiştir.

Hem Kadir gecesi hakkında gelen hadisler arasında, bu gecenin açıkça şu veya bu gece olduğunu ifade eden hiçbir hadis yoktur. Ama cuma saati konusundaki hadisler bunun aksinedir. Öyleyse aralarındaki fark ortaya çıktı demektir.

Bu saatin kaldırıldığını savunanların görüşüne gelince; bu görüş tıpkı, Kadir gecesi kaldırıldı diyenin görüşüne benzemektedir. Şayet bu sözü söy­leyen kimse bu saat biliniyordu; fakat ona dair bilgi ümmetten kaldırıldı demek istiyorsa ona şu cevap verilir: Ona dair bilgi bütün ümmetten kalk­mış değildir, bazılarından kaldırılmıştır. Eğer gerçekliği, icabet saati oluşu kaldırılmıştır demek istiyorsa, bu söz açık ve sahih hadislere aykırı batı! bir sözdür, itimad edilmez. Allah en iyi bilendir. [956]

[937] Buharî,  11/37, 68/24, 80/61; Müslim, 852; Nesâî, 3/1İ5; tbn Mâce, 1137.

[938] Ahmed, Müsned, 3/430; Ibn Mâce, 1084. Hadis hasendir.

[939] İbnü’l-Münzir bu sözün anlamını şöyle açıklıyor: Kişi bir cuma günü, gündüzün evvelinden başlar belli bir vakte kadar dua eder. Sonra diğer cumada bu (bıraktığı) vakitten başlar, diğer bir vakte kadar… dua eder. Gündüzün sonuna gelinceye kadar böyle devam eder. Bk. Süyûtî, a.g.e., c.l, s.207 (Bu eserde Süyûtî, ihtilafları 33’e çıkarıyor; ancak pekçoğu birbiri içine girdirilebilir).

[940] Müslim, 853. Muhaddisler bu hadisi munkatı ve muztarib bularak illetli saymışlar­dır. Dârakutnî ise, hadisin mevkuf sayılmasının doğru olacağına karar vermiştir.

[941] İbn Mâce, 1138; Tirmizî, 490. Tirmizî, hadisin hasen-garîb olduğunu söylemişse de muhaddisler, onun bu hükmünü hatalı bularak hadisi zayıf saymışlardır.

[942] Ahmed, Müsned, 2/272. Bu hadis zayıfsa da hemen sonra gelen hadis onu destek­ler.

[943] Ebu Davud, 1048; Nesâî, 3/99, 100. İsnadı ceyyiddir. Hâkim (1/279) hadisi sahih saymış, Zehebî de ona muvafakat etmiştir. Ayrıca, Nevevî sahih, İbn Hacer hasen saymıştır. Tirmizî diyor ki: Ahmed b. Hanbel; “Duanın kabulünün umulduğu ica­bet saati hakkındaki hadislerin çoğunluğu ikindi namazından sonra olduğu yolunda­dır. Güneşin tepeden kaymasından sonra olması ümidi de vardır.” demiştir.

[944] Ibn Mâce,   1139. İsnadı hasendir.

[945] Ahmed, Müsned, 2/31!. Hadis zayıftır.

[946] Ebu Davud, 1046; Tirmizî, 491; Nesâî, 3/114, 115; Mâlik, Muvatta, 1/182, 183. İsnadı sahihtir.

[947] Bk. dipnot: 50.

[948] Bk. dipnot: 51.

[949] Isrâ,  17/25.

[950] Hafız tbn Hacer, Fethu’l-Bârî’de (2/347) der ki: Bu hadisi, Îbnü’l-Münzir, Ebu’i-Âliye’den aktarmıştır. Benzeri bir hadis Hz. Ali’den gelen başka bir hadis arasında rivayet edilmiştir. İbn Asâkir, Saîd b. Ebî Arûbe yoluyia Katâde’nin şöyle dediğini nakleder: Duanın kabul olunacağı saatin güneş tepeden kaydığı zamanda olduğu görüşündeydiler. Onların bu konuda dayandıkları nokta, bu zamanın meleklerin iop-land ıklan zaman olması, cuma vaktinin başlangıcı, ezanın başlangıcı vb. zaman olmasıdır.

[951] Müslim,  1398.

[952] Müslim, 2608; Ahmed, Müsned, 1/382, 383. Hadis hakkında Nevevî şu açıklamayı yapar: Rakûb, Arapçada çocuğu yaşamayan kimse anlamına gelir. Hadisin anlamı şöyledir: Sizler rakûb ve mahzun olan kişinin, çocuklarının ölümüyle musibete uğra­yan kişi olduğunu sanırsınız. Oysa şer’an böyle değildir. Asıl rakûb, kendisi daha hayatta iken çocuklarından hiç biri ölmemiş olup bu yüzden böyle bir musibet ve acıya katlanma sevabının amel defterine yazılmasını ve bunun ahirette kendisine faydalanabileceği bir ön hazırlık ve azık olmasını ümit etmeyen kimsedir. Bk. Sahî-hu Müslim bi-Şerhi’n-Nevevî, c.XVl, s.162, Beyrut,  1972.

[953]     Ahmed, Mûsned, 2/303, 334, 372; Müslim, 2581.

[954] Buharı, 24/53, 65/48; Müslim,  1039; Mâlik, Uuvatta, 2/923, Nesâî, 5/85.

[955] Buharı, 2/36, 32/3, 78/44; Ebu Davud,  1381.

[956] İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 1/361-368.

Merhume:
Cuma günü içinde “saatü’l-icâbe” adı verilen bir an vardır ki, o anda müslüman bir kul Allah’tan bir şey dilese muhakkak Allah o dileğini verir.

Her an Rabbimize dua edelim inşaallah ama bu özel saate daha çok dikkat edelim, kendimiz için ve birbirimiz için dua edelim, kardeşin kardeşe gıyabında yaptığı dua kabul olur inşaallah.
Selam ve dua ile.

✿ Rüveyha ✿:
Öyle kardeşim,İnşaAllah duada birbirimize cömert olanlardan oluruz..Mevlam günlerin icin de cumayı üstün kılmış,o gün öyle bir saat varki duanın icabetine vesile olduğu mujdeleniyor.İnşAllah Rabbim günlerimizi ,özelliklede cumayı en bereketli şekilde ,hakkıyla yaşayanlardan oluruz.Rabbim razı olsun kardeşim

Kaynak

http://www.sorusorcevapbul.com/makale/mubarek/cuma-gunu-dua-vakti

http://www.ilimdunyasi.com/zadul-mead/icabet-saati/?wap2

 

 

umitcankho.com





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir